vajinismus ankara

KADIN GENİTAL BÖLGE ANATOMİSİ

Birçok kadın özellikle vajinismusdan etkilenenler genital organları ile ilgili fikir sahibi değildirler. Çoğu o bölgeyi vücutlarındaki bir kabartı olarak bilirler.
Vajinismusu daha iyi anlayabilmek için genital bölgenin bölümlerini resim ve kısa açıklamalar ile üzerinden geçeceğiz.


Pubis Tepesi
Cinsel bölgenin en üst kısmında pubis tepesi yani venüs tepesi yer alır. Yumuşak deri ve tüylerin altında pubis kemiği vardır. “Bu kemiğe yumuşakça bastırın ve nasıl hissettiğinizi not edin.” Çünkü cinsel bağlamda bu bölgeye yapılan baskı kadında cinsel uyarılmayı tetiklemektedir.
Dış Dudaklar(Labia majora)
Pubis tüyleri, cinsel bölgenin iki yanında pubis kemiğinden aşağıya doğru büyük dış dudakları sararak yayılmaktadır. “Parmaklarınızı bu iki yana yerleştirip, kapatır ve açarsanız iç bölgeyi korumak için nasıl bir araya geldiğini görebilirsiniz.”

İç Dudaklar(Labia minora)
İç bölgede bulunan ince deri katlantılarıdır. Dış dudaklar açıldığında orta hatta gözlenirler. İç dudakların boyutları kadından kadına değişir
Bunlar daha pürüzsüz, tüysüz ve parlaktırlar. “Nazikçe, iç dudakları hissedin.”  Bu dudaklar dokunmaya karşı çok hassastırlar. Bazı kadınlarda dış dudakların dışına taşar,bazılarında da içeride kalır. Aynı boyda olabilecekleri gibi bir taraf diğerinden daha büyük olabilir hatta bazen bir tarafta neredeyse görülemeyebilir. Rengi de farklılık gösterebilir

Klitoris:
kadınların cinsel uyarılma bölgesidir. Klitoral katlantı adı verilen deri parçası altında iç dudakların üstte birleştiği yerin biraz üzerinde yer alır. Klitorisin üst kısmı klitoral katlantı altında gizli kalabileceği gibi dışarıdan görülebilecek kadar büyük olabilir. Dokunulduğunda klitoris ucu küçük bir çakıl taşına benzer. Cinsel temas sırasında şişer ve sertleşir. Klitorisin gövdesi iki ayaktan oluşur. Bu ayaklar dış dudaklar hizasında vücudun içinde yer alır. Bu yüzden görülemez.


Klitoris kelimesi Yunanca’da küçük tepe anlamına gelen kleitoris kelimesinden köken alır. Kadına dışarıdan bakıldığında görülen genital bölgelerinin tümüne vulva adı verilir. Vulva; üstte adını aşk tanrısı Venüs’ten alan, genital kılların bulunduğu pubis tepesi, altta anüs, yanlarda ise iç ve dış dudaklar tarafından sınırlanan bölgedir. Klitoris; kasık kemiklerinin birleştiği noktanın ortasındadır. Küçük dudakların yukarda birleştiği kısma dek uzanır ve büyük dudaklar arasındaki yumuşak dokunun içinde yerleşiktir. Yaklaşık 3 cm uzunluğunda ve 3 mm kalınlığında bir penise benzeyen, pubis tepesinin altında yer alan, üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrili bir organdır. Klitoris baş ve gövde kısmından oluşan, “ters V” şeklinde bir yapıdır. Baş kısmı hafif bir çıkıntı şeklindedir ve iç dudaklar parmaklarla hafifçe geriye ittirildiğinde dışarıdan rahatlıkla görülebilir. Küçük dudakların birleştiği kısımda bir başlık biçiminde genişler. Bu başlığın altında klitorisin ucu bulunur. Gövde kısmı ise yanlara doğru uzanan iki koldan oluşur ve vulvanın içine tümüyle gömülü olduğundan dışardan görülmez. Bu nedenle çoğu insan klitorisi yalnızca düğme şeklinde basit bir yapı olarak algılar. Gövdede yer alan kolların içerisinde aynen erkek penisindeki gibi, cinsel uyarılma esnasında içleri kanla dolarak sertleşen, süngerimsi yapılar vardır. Çünkü klitoris embriyolojik olarak penisle aynı kökene sahiptir ve penisin kadındaki tam karşılığı olarak kabul edilebilir. Klitoris uyarıldığında hem baş hem de gövde kısmının içi kan dolarak sertleşir. Bu da Bu da erkekteki sertleşmenin tam karşılığıdır. Klitorisin alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur. Bazı bilim adamları klitorisin gelişme çağının gereksiz bir artığı olduğunu ileri sürmüş, hatta klitorisin yararsız ve gereksiz olduğu söylenerek apandisle bile kıyaslanmıştır. Sigmund Freud bile ergenlik öncesi çocukluk devresinde klitorisin dişi cinselliğinin gelişiminde önemli rol oynadığını kabul etmiş olsa bile değersiz bir penis olduğunu savunmuştur. Hatta klitorisin aracılığıyla duyulan cinsel zevkin erkek karakterli olduğunu ileri sürmüştür. Doğuda ve Orta Afrika’da bugün bile klitorisin gereksiz güdük bir organ olarak kabul edilmesine bağlı bu organın kesilmesi gibi yanlış bir gelenek hala devam etmektedir. Modern cinsel tıp ve feministler bu anti-klitoris propagandasına karşı çıkmışlardır. St. Louis Üreme Biyolojisi Enstitüsü’nden Prof.Dr.William Masters ve Virginia Johnson yaklaşık 10 yıllık araştırmaları sonucunda klitoris güdük kalmış bir penis olmayıp, dişinin gelişmiş bir cinsel organı olduğunu tüm dünyaya anlatmışlardır Klitorisin Faydaları
1-Kadının boşalmasını ve orgazm olmasını sağlar.
2-Cinsel ilişki sırasında sertleşerek idrar deliğini kapatır ve böylece bakterilerin idrar torbasına girişini engeller.
3-Ters V şeklindeki kollarının şişerek sertleşmesi vajina kanalını gerer, bu da penis başının kolayca girmesini sağlar.
Klitoris ve Orgazm   
Kadınlar klasik olarak vajinal orgazm ve klitoral orgazm olarak iki şekilde orgazm olurlar. Kadınlar cinsel ilişki sırasında, erkeğin penisinin ve pubis kemiğinin klitorise ritmik olarak temas etmesi, iç dudakların klitorise sürtünmesiyle vajinal orgazm olurlar. Yani klitorisin uyarılması daha kolay orgazm olmalarına yol açar. Ayrıca çiftlerin yüz yüze oldukları tüm cinsel birleşme şekillerinde kadın ve erkeğin kasıkları üst üste gelmekte, bu da klitoris üzerinde ritmik bir basınca yol açmaktadır. Bilinenin aksine hiç bir klitoris uyarısı olmadan saf vajinal orgazm oluşması mümkün olmakla beraber olağan değildir. Kadınlar göğüs uçlarını, bacaklarını veya klitorislerini uyararak mastürbasyon yaparken veya cinsel partnerlerinin klitorisi oral veya elle direkt uyarısıyla da klitoral orgazm olurlar. Yine bilinenin aksine cinsel ilişki olmadan klitorisin oral veya elle direkt uyarısıyla saf klitoral orgazm oluşması mümkündür. Çünkü klitoris penisin tam karşılığıdır. Erkekler penis başının direkt veya dolaylı yoldan uyarısı ile orgazm olurlar. Bu da kadınların çok kolay saf klitoral orgazm olma gerçeğini daha anlaşılır hale getirir. Ayrıca bu durum, kadınların bazı belli ilişki pozisyonlarında daha kolay vajinal orgazm olmalarını ve bazı pozisyonlarda ise kadının yeteri kadar uyarılamadığını ifade ederek vajinal orgazm olamamasını da açıklar. Orgazma yakın kan hücumuyla belirginleşen klitoris, aldığı cinsel uyarımları beyindeki cinsel merkezlere iletir. Böylece vulvadaki sinirlerde, kaslarda ve damarlarda değişiklik ve tepkilere yol açarak orgazmı hazırlar. Fakat klitorisin bu etkiyi yapabilmesi için zamanında, ritmik olarak, belli bir basınçta ve yeterli oranda uyarılması gerekir. Çünkü klitorise doğrudan doğruya dokunulduğu zaman verilen cinsel uyarı ile öfkeye yol açan tahriş olma arasındaki sınır belli belirsizdir. Cinsel uyarılma öncesi, cinsel bilgisi olmayan ya da az olan kadınlarda klitorise dokunulması zevkten çok acı ve nefret duygusunu kamçılayabilir. Cinsel konularda bilgili ve tecrübeli kadınlarda ise klitoris zevk duygusunu kamçılamaktadır. Ama her ikisinde de önce cinsel uyarım olmalı, ilerleyen süreçlerde klitoral uyarıya geçilmelidir. Klitoris Hakkında Az Bilinenler
-Tam uyarılmış bir klitorisin baş kısmı iki katı kadar büyüyebilir. Orgazm sonunda klitoris küçülerek kasık kemikleri arasındaki yerine çekilir ve uzunluğu orgazm sırasındaki uzunluğunun yarısıdır.
-Klitoris gerçekten kadınların en hassas bölgesidir. Ama bilinenin aksine hiçbir zaman kadını alevlendirmek için sadece çevrilmesi yeterli olan bir düğme değildir.
-Orgazm sonrası klitorisin duyarlılığı çok fazladır ve bilinenin aksine direkt bir temas zevk vermekten çok acı verir. Bu dönemde tekrar elle uyarılmamalıdır. Eğer klitoris yeniden uyarılmak isteniyorsa Venüs tepesinin hafifçe okşanması yeterlidir.
-Klitoris ile penis eşdeğer olmalarına karşın, penis serbest bir yapıdır. Klitoris ise etraf dokulara sıkı sıkıya tutunan hareketsiz bir yapıdır.
-Klitorisin peniste olduğu gibi boşalma ve idrar yapma ile ilgisi yoktur.
-Klitoris kadınların en hassas bölgesidir. Çünkü damar ve sinirlerden oldukça zengin bir yapıdır. Yaklaşık 8000 sinir lifi bulunur. Bu lif yoğunluğu peniste bulunanın yaklaşık iki katıdır. Vücudun başka hiçbir bölgesinde bu kadar yoğun sinir lifi yoktur.
-Klitorisin kasık kemikleri arasındaki yerinin üstte ya da daha derinde oluşu duyarlılığında rol oynamaz.
-Klitoris büyüklüğü kadından kadına çok önemli değişiklikler gösterebilir ve bilinenin aksine klitoris büyüklüğü ile orgazmın kalitesi arasında herhangi bir ilişki yoktur. Ama klitorisin büyüklüğü ile kan testosteron seviyesi arasında bir ilişki vardır. Östrojen seviyesiyle klitoris büyüklüğü arasında bir ilişki yoktur. Bu nedenle menopoz sonrası kanda östrojen seviyesi azaldığı için genital bölgenin diğer kısımlarında atrofi yani gerileme olurken klitorisin büyüklüğünde bir değişme olmaz. 
-Klitorisin aşırı büyük oluşunun nedeni erkek hormonlarının fazlalığı, hormon tedavisi veya uzun süren klitoris mastürbasyonu olabilir.
-Gebelik döneminde mekanik ve damarsal değişikliklere bağlı olarak klitoriste kalıcı bir büyüme meydana gelebilir.
-Klitorisin penise biçim olarak benzerliği, küçüklüğü ve penisin yeteneklerinden yoksun oluşu, kadınların bir yerde tümüyle gelişememiş, şanssız erkekler oldukları gibi yanlış bir görüşün benimsenmesine yol açmıştır.
-Klitorisin gebe kalma, idrar yapma ve adet kanamasıyla hiçbir ilgisi yoktur. 
-Penis başı koni biçiminde olmasına karşılık, klitorisin başı yuvarlaktır.
-Klitoriste cinsel aktivite sırasında kan hücumu olmadan büyüme görülür. Peniste ise kan hücumundan sonra büyüme görülür. 
Üretra: İdrar torbasından idrarın dışarı çıkmasını sağlar. Üretra iç dudakların içinde yer alır. Etrafı yastık görevi gören yağ dokusuyla kaplıdır.
VAJİNAL AÇIKLIK (İNTRAOİTUS): Üretranın altında iç dudaklar arasında yer alır. Vajinal kanal içeriye doğru devam eder ve serviks (rahim ağzı) hizasında sona erer. Serviks trasında ufak bir delik olan yuvarla şekilli bir yapıdır ve rahmin girişidir. Bazı kadınların endişe ettiği gibi ilişki sırasında penis rahme girmez. Vajinismusu olan tüm kadınların pubik kasları, kendi dokunmalarında veya doktor muayenesinde çok gergin olabilir. Vajina çok esnek ve birçok işleve sahip bir şekilde tasarlanmıştır. Aynı boşluktan, adet kanaması yaşanır, tampon ve erkeğin penisi girer ve bebek yine bu girişten doğar. Aynı zamanda rahim ağzı gibi başka iç organların muayenesine de olanak tanır ve zararlı bakterilerin üremesine de engel olur. Vajina girişi kapalı gibi durur. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi yukarıda bahsettiğimiz gibi bu açıklıktan içeriye mikrop ve zararlı maddelerin girmemesidir, ikincisi ise penisin girişi sırasında vajinanın bunu hissedebilmesidir. Çünkü erkekler ve kadınlar bu giriş sırasında hissedilen sürtünmeden haz alırlar, hatta kadınlar bu his sayesinde ruhsal tatmin elde ederler. Ayrıca bir kadın cinsel olarak uyarıldığında, vajina otomatik olarak genişler, uzar ve ıslanır. Bu durum bedeninizin penis girişine kendini hazırlaması sürecidir


VULVA: Kadın genital organının dış tarafının genel adıdır. Dış ve iç dudaklar, klitoris, üretra, ve vajinal açıklığı içerir.
VESTİBÜL: İç dudaklar arasındaki bölümdür. Üretra ve vajinal açıklığı içerir   

HYMEN (KIZLIK ZARI): Adını Yunan Mitolojisindeki evlilik tanrısından alan vajinal açıklığın dış bir bölü üçünü saran ortasında adet kanının geçişine izin veren ince zar şeklinde bir yapıdır. Hymen embryo gelişiminin ilk üç ayında üretra ve vajinanın birbirinden ayrılarak oluşması sırasında meydana gelen bir kalıntıdır. kızlık zarı cinsel aktivite ve doğumla değişik görünümlere bürünür. Genellikle ergenlik döneminde, hormonların üretiminden dolayı incelir ve esnek hale gelir. Çok nadir olarak da, hiç farkında olunmadan zarda açılma olabilir. Bazı kadınlar zarda açılma olmadan, tampon kullanabilir veya cinsel ilişkiye girebilirler, bunun nedeni kızlık zarının çok esnek olmasıdır. Normal olarak, cinsel ilişki sırasında vajina girişi genişler. İlk cinsel ilişki sırasında; sulanma tam, kadın rahat ve gevşemiş bir durumda ise; kızlık zarında ağrı, acı ve kanama olmaz sadece açılma olur. Çünkü kızlık zarı delinmez, kanamaz, yırtılmaz ve patlamaz. Açılma durumunda zarın parçalarının vajina girişinin iki yanında kalması çok rastlanan bir durumdur. Ama sulanma olmaz, kadın kendini kasarsa ağrı, acı olabilir, zorlanmaya ve tahrişe bağlı hafif lekelenme tarzında kanama olabilir, ancak bu durumda da oluşan ağrı ve acı dayanılmaz değildir, kanama da ancak beyaz bir havlu vajina girişine bastırıldığında fark edilecek kadar hafiftir. Çok sık rastlanan kızlık zarı halka veya yuvarlak şekilde olup ortasında adet kanamasının geçmesine izin veren bir delik bulunmaktadır. Yani kızlık zarı doğuştan deliktir. Bunun bilimsel ispatı ise bahsettiğimiz gibi adet kanamasıdır. Ortadaki delik çok büyükse penisin geçişine rağmen zarda açılma olmayabilir. Bu zarlara esnek kızlık zarı denir. Her ne kadar kızlık zarı esnek olsa da, ilk ilişkiden sonra veya bir sonrakinden sonra mutlaka açılma olur. Doğum sırasında kızlık zarından ne kaldıysa açılarak iyice silikleşir, sadece vajina girişinde zar artıkları kalır.
Perine   
Bu bölge vajina ve anüs arasında kalır. Bazı kadınlar uyarıldıkları zaman bu bölgelerine dokunulmasından hoşlanırlar.

Anüs   
Genital bölgenin hemen altında anüs yani makat yer alır. Dışkılama yapılan yerdir.


İÇ ANATOMİ







Vajina
Tüm yönlere esneyebilen, uzun, yuvarlak bir şekilde uzanan ve bir kese gibi biten tüpe vajina denir. 7-8 cm. uzunluğunda, kaslı,üst ucu rahimle bağlantılı, alt ucu dışarıya açılan esnek bir kanal olan vajina, cinsel uyarılma sırasında salgı bezleri tarafından salgılanan ince bir mukus tabakası ile kaplıdır. Bu doğal ıslanma penisin hareketlerini kolaylaştırıcı bir etkiye sahiptir. Vajinanın duvarları çok az bir hisse sahiptir. Cinsel birleşme sırasında duyulan cinsel haz; penisin klitoris gibi diğer organlara karşı hareket etmesinden ve penisi vajina içinde hissetmekten alınan ruhsal hazdır. Vajina rahime geçmek üzere erkek tohum hücrelerinin döküldüğü kanaldır. Üreme için gerekli olan cinsel ilişki vajina yoluyla olur. Vajina cinsel uyarı sonucunda kendiliğinden ıslanır, genişler ve cinsel ilişki sırasında organların sürtünmelerini acısız hale getirip, kolaylaştırır.
Rahim Ağzı (servix)
Vajinanın derinliklerinde, üst kısımda yer alır ve cinsel birleşme sırasında vajinayı ileri geri hareket ettirip orgazm olmaya yardımcı olur. Spermlerin içeri girmesi ve adet kanamasının dışarı atılması için bir geçit görevi görür.

Rahim(uterus)   
Anatomik olarak vajinanın üzerinde yer alan ve asıl görevi üreme olan karmaşık bir yapıya sahip organdır. Cinsel birleşme sürecine, orgazm sırasındaki kasılma hissi hariç, çok az katkısı vardır. Cinsel birleşme sırasında, penis vajinadan öteye gidemez, ama sperm rahim ağzı yoluyla rahime kadar ulaşır. Rahmin içinde bebek büyür ve doğacak hale gelir.

PELVİK TABAN: Pelvis (kalça) tabanında yer alan pelvis yapılarının düşmesini engelleyen askı şeklinde kaslardan oluşan bir yapıdır. Üretra, vajina ve rektal kanal bu kas tabakasını delerek geçer. Bu  kaslar kasıldığında üç kanalın daralmasını sağlar. Bu üç kanaldan vajina vajinismusu olan kadınlar tarafından yasaklı olarak tanımlanan ve çoğu zaman “benim bir deliğim yok” ya da “duvara çarpma hissi” diye tarif edilen duruma sebep olur.  Vajinanın çevresinde güçlü pubik kaslar bulunur. Bu kaslar, üretra ağzını, vajinayı ve anüsü sarar. Bu kaslar, idrar yapma, dışkılama, cinsel birleşme, orgazm ve doğum durumlarına yardımcıdır. Vajinismusun üstesinden gelme sürecinde çok önemli bir yeri vardır, dolayısıyla da bundan sonraki adımda ve kitabın geri kalan kısımlarında bu kasların kontrolü üzerinde önemle durulacaktır.











Vajinismusu pelvik taban kaslarının istemsiz, anlık kasılması olarak tanımlamaktayız. Bu kasılma vajinal açıklığı daraltarak ilişkinin ağrılı olmasına ya da imkansız olmasına sebep olur.
Vajinismusta başta vajina etrafında olmak üzere tüm vücutta bir kasılma, endişe, korku, tiksinme ve panik hali olur, hasta bacaklarını açılmalarını engelleyecek boyutlarda sıkıca kapatır ve elleriyle eşini iter. Kızlık zarlarının çok kalın ya da vajinalarının çok dar olduğunu düşünebilen bu kadınlar oluşan acı beklentisi sonucunda kendilerini savunma ve koruma çabaları içine girerler. İşte buna vajinismus denir. Doğru olan bu tanının konması için bozukluğun sürekli ya da yineleyici bir biçimde görülmesi gerekir. “Ya acırsa” diye korkup cinsel ilişkinin gerçekleşmesine izin vermemek için, istemsiz bir şekilde yani kadının kontrolü dışındaki kasılmalar bilinçdışından köken alan vajinal bir refleks olduğu kadar, ilkel ve bedensel bir korku refleksidir. Bu refleks penisin veya başka bir cismin, tampon, doktor parmağı, hatta hastanın kendi parmağının bile vajinaya yaklaşması veya eşin cinsel ilişki için pozisyon alması sonucu tetiklenebilmektedir.  vajina girişi, hastanın yanlış algısına göre; kasılmalar nedeniyle daraltmakta, sertleşmekte ve birleşmeyi hemen hemen imkânsız hale getirmektedir. Giriş sıkılaştırıldığından, vajinanın içine herhangi bir cisim sokma girişimleri de hasta tarafından acı verici bir işlem olarak algılanmaktadır. Ayrıca buna eşlik eden diğer kas gruplarında da kasılmalar olabilir, hasta nefesinin kesildiğini bile tarif edebilir. Genellikle, vajina bölgesine müdahale sona erdiğinde, kaslar gevşer ve normale döner. Gerçekte, cinsel ilişki sırasında vajinanın esnemesi ve genişleyebilmesi büyük öneme sahiptir. Vajina yani kadın cinsel organı, ilişki sırasında erkeğin penisinin büyüklüğü ya da küçüklüğüne göre kendini hazırlar. Cinsel birleşmenin durumuna bağlı olarak genelde dışa en yakın kısmı oldukça gevşeyebilir. Bu sağlıklı ve normal bir durumdur. Vajina esneyebilen, genişleyebilen ve uzayabilen bir organdır yani vajinismus, genital organların anormalliğinden dolayı değildir. Bazı kadınlar, vajinalarının penisin giremeyeceği kadar dar olduğunu hatta böyle bir deliğin olmadığını bile düşünürler. Vajina kasları kasıldığında ve vajina deliğinin içine hiçbir şeyi alamayacak bir görüntü verdiği durumlarda hasta için cinsel birleşme çok zor bir hal alır. Yani genital bölge tamamen normalken bu endişeler tamamıyla yanlıştır. Çünkü kızlık zarı kanamaz, delinmez, patlamaz, yırtılmaz. Normal şartlar altında cinsel ilişki ağrı yapmaz, acı yapmaz. Ağzımızın içini döşeyen epitel doku vajinanın içiyle aynıdır. Nasıl ki kuru bir ekmeği çiğnemeden, tükürüğümüzle ıslatmadan yutmaya çalıştığımızda boğazımız kanarsa, acırsa, vajinanın içine de kuru kuruya penis sokulmaya çalışılırsa, ağrı acı ve kanama olur. Yani kadın rahatsa, kendini kasmaz ise, sulanması tam olmuş ise ilk gecede yüzüncü gece de ağrı, acı ve kanama olmaz. Çünkü vajinanın görevi penisi içine almak ve neslin devamını sağlamaktır. Vajina bu görevini yaparken neden sorun yaşansın? Gözümüzde görme işlemi sırasında ağrı, acı veya kanama oluyor mu? Ama gözümüze toz girse ve biz ovuştursak ağrı, acı ve kanama olabilir. Bu normal dışı bir durumdur. Kız çocukları daha çok küçük yaşlardayken “kapat eteğini bacağın görünecek” gibi güvendikleri ve inandıkları aile büyüklerinin uyarılarıyla kendilerini kapatmaları gerektiğini öğrenirler. Bu öğrenmelerini cinsellikle ilgili masumca bir soru sorduklarında azarlanıp küstürüldüklerinde, sadece eteklerini değil, kendi bedenlerine olan ilgilerini ve meraklarını da kapatarak pekiştirirler. Kendi mahremlerini büyük bir gizlilikle korumayı öğrenen bu kadınlar bilmedikleri ve hiçbir zaman öğretilmeyen cinsel hayata dair kapıları ilk gece araladığında ise büyük bir panik ve karmaşa yaşarlar. “Hayır, istemiyorum, açmayacağım bacaklarımı” diyen ve karmakarışık olan bir kadının fiziksel anlamda kendini savunmasına vajinismus denir. Çünkü kendi vücudu ile ilgili yaşayabileceği güzel şeylere dair her türlü inisiyatifi elinden alınmış ve yaşarsa ayıp ve günah olacağı söylenen kadınlar, ilk gece yıllardır korudukları en değerli hazineleri olan iyi kız ruhlarını, namuslarını ve bekâretlerini kaybetmemek için mücadele ederler. Kendilerini, eşlerini ve sevenlerini üzerek tarifsiz bir acı hayata başlarlar. Cinsel Sağlık Enstitüsü’nün yaptığı araştırmalarda ve anket çalışmalarında kadınların cinsel işlev bozuklukları kliniklerine en sık başvuru nedeni olan vajinismusa; halk arasında evli bakireler, tamamlanmamış evlilik veya cinsel fobi,  tıp literatüründeki cinsel işlev bozuklukları sınıflamasında ise cinsel ağrı bozukluğu da denilir. Ağrılı cinsel ilişkiye ise disparoni denilir ve bu durum ile vajinismus birbirlerini tetikleyebilen iki patolojidir.
Vajinismuslu kadınlar cinsellikle ilgili konuşmayı sevmezler, cinselliği iğrenç olarak algılayabilirler, vücutlarının eşleri tarafından beğenilmeme korkusunu yaşayabilirler yani vücutları ile barışık değillerdir. Eşleri tarafından terk edilme kaygısı ve güvensizlik yaşayabilirler.
The Merck Manuel’e göre vajinismusun tanımı şu şekildedir: “Kadınlarda, penisin vajinaya girmesini önlemek konusunda mevcut bilinçdışı bir istek sonucu vajina aşağı bölümündeki kasların adeta bir şartlı refleks gibi kasılması sonucu meydana gelen vajina spazmıdır. Penisin vajinaya girmesi çok zaman olanaksız olduğundan bu olay iyi gitmeyen evliliklerde sık görülür.” Amerikan Psikologlar Birliği’ne göre vajinismus; “istemsiz kasılmalar sonucu ilişkinin gerçekleşememesi” durumudur. Bu kasılmalar gerçek bir girişim yanında yalnızca girişimin hayal edilmesiyle bile ortaya çıkabilir. Hatta muayene esnasında da kasılmalar ortaya çıktığından böyle bir durumda normal vajinal muayene bile mümkün olmayabilir.
Vajinismuslu kadınlar cinsel ilişki denemelerinde veya parmak ödevleri sırasında; vajina girişini bir duvar gibi hissedebilirler. Bu nedenle “orada bir duvar var”, “penis sanki bir duvara çarpıyor gibi”  ifadeleri sık kullanırlar. Ayrıca vajinismusu olan kadınlar, penis girişi ya da bekleyişini yaşadıklarında hissettikleri ağrı ve duyguları yırtılma, delinme, parçalanma, yanma ya da sızlama şeklinde tarif ederler. Normal olarak, penis yaklaştığında kadın tarafından ifade edilen ağrı ya da rahatsızlık ele alındığında zamanla eşlerinde ereksiyon problemleri, cinsel isteksizlik veya erken boşalma olması beklenen bir durumdur.
Ailelerin bu durumu bilmesi veya ilk geceye ait deliller istemeleri, ya da “hala çocuğunuz olmuyor mu?” şeklindeki sorular çiftin durumunu zora sokar. Ailelerinden sürekli baskı ve aşağılanma görebilirler, genellikle kadın suçlanır ve erkek evliliğini bitirmeye zorlanabilir. Ayrıca vajinismus sadece bir cinsel işlev bozukluğu değil, aynı zamanda bir somatoform semptomdur, yani açıklanamayan vücut belirtisidir. Dissosiyatif bozukluklarda yani kişinin içinde bulunduğu durumdan kaçmak için geliştirdiği savunma mekanizmalarının yeterli olmaması sonucu mevcut stresten kurtulmak için gerçeklikle bağlarını koparması halinde açıklanamayan vücut belirtilerinin sık görülmesi somatoform dissosiyasyon kavramının ortaya atılmasına neden olmuştur. Dissosiyasyon (ayrılma, bölünme, kopma, çözülme) düzeneği yalnız ruhsal alanda değil, bedensel alanda da etkilidir. Gündelik yaşamda en sık rastlanan dissosiyasyon bazı yaşam gerçeklerinin görmezden gelinmesidir. Bu bir tür yanılsamadır. Psikolojik açıdan ise kişinin zihninde yer alan duygu, düşünce, anı ve benzeri içerikleri geçici olarak kompartımanlaştırması, bir kenara koyması anlamına gelen bir mekanizmadır. Bu mekanizma aşırı ölçüde olduğunda kişinin ruhsal bütünlüğü tehdit altına girer. Örneğin genellikle uzun yaşayacağımızı düşünür, gelecekle ilgili planlar yaparız. Ancak aslında bu bir yanılsamadır, çünkü insan hayatı pek çok nedenle beklenenden önce son bulabilir. Nitekim bu tür olaylar travma etkisi yapabilir, kişinin uzun yaşama yanılsamasını sarsar, onun gerçek dışı inançlara kaydırır, hayal kırıklığına sokar. Yine gündelik yaşamla ve topluma uyumla bağdaşmayan cinsel ilişkiden korku, öfke, ağrı, acı vb. pek çok duygumuzu dissosiye ederiz. Bu tutum toplum düzeninin ayakta kalmasını sağlar, ama çoğu kişinin pek çok şeyi içine atmasına neden olur. Öyle ki, duygudan yana kısıtlı, görünürde normal kişiliğiyle yaşamasına neden olur. Hastanın bireysel varoluşu tehdit altına girdiğinde ise bu duygular harekete geçer, kimi zaman da bu patlama beklenenden aşırı biçimde olur, panik atak şeklinde cinsel ilişkiden kaçınılır.
Gerçekte vajinal açıklık erkeğin penisini içine alabilecek durumdadır. Vajinismus yaşayan bir kadına bir erkek yaklaştığında, pubik kaslar kasılır, vajina girişini sıkı bir şekilde kapatır ve birleşmeyi acı duyulacak kaygısı ile imkânsız hale getirir.
Sims vajinismusun açıkça belirgin bir duygulanım meydana getirdiğini ileri sürmüş ve vajinismus terimini, “vajina ağzının cinsel ilişkiye tam bir engel oluşturacak şekilde aşırı bir duyarlılık eşliğinde, istem dışı spazmotik kapanmasını” ifade etmek üzere ortaya koymuştur. Sims’in tanımının özü olan istem dışı kas spazmı, halen çoğu çağdaş sınıflandırmada yer almaktadır.
Diyagnostik ve İstatistiki Akıl Bozuklukları Kılavuzu; Amerikan Kadın Doğum ve Jinekoloji Okulu Tavsiyeleri; Uluslararası İstatistikî Hastalık ve İlgili Sağlık Sorunları Sınıflandırması; Kronik Ağrı Sınıflandırması ve Lamont tarafından ortaya atılan bir eğitici sınıflandırma gibi, günümüzde çeşitli sınıflandırmalar mevcuttur. DSM-IV’te vajinismus bir cinsel işlev bozukluğu olarak sınıflandırılmıştır ve cinsel ağrı bozuklukları alt kategorisine dahil edilmiştir. Ana tanı kriteri; “vajinanın dış üçte birindeki kaslarda, tekrarlayan ya da sürekli, istem dışı ve cinsel ilişkiye engel olan spazmın” olmasıdır. Vajinal kas spazmı, kolaylıkla gözlemlenebilir ve bazı vakalarda ağrıya sebep olacak kadar şiddetli ya da uzun süreli olarak tanımlanır. Vajinismus her ne kadar bir cinsel ağrı bozukluğu olarak kabul ediliyor olsa da, tanısı için ağrının gerçekleşmesi gerekli değildir. Çünkü Amerikan Kadın Doğum ve Jinekoloji Okulunun vajinismus tanımı; DSM-IV sınıflandırmasının ilk kriteri olan, cinsel ilişkiye engel olacak şekilde bir vajinal kas spazmının varlığını ve ayrıca bu vajinal spazmın penetrasyonu ağrılı, zor veya imkânsız hale getirmesini ifade eder. İlk belirtiler ya psikolojik ya da fizyolojik kaynaklı olan önceki ağrılı deneyimlerle bağlantılı olabilir, zira açıkça belirtilen hiçbir organik sebep mevcut değildir. DSM-IV’ ün aksine; ağrı, esas unsurdur.
ICD-10’da vajinismus, ya dişi genital organları ve menstrual döngü ile bağlantılı bir ağrı bozukluğu ya da organik bir bozukluk veya hastalığın sebep olmadığı bir cinsel işlev bozukluğu olarak sınıflandırılmıştır. Önceki yıllarda vajinismusun organik nedenleri verilmemiş; vajinismus sadece listelenmiş olup tanımlanmamıştır. Daha sonra, bozukluk “vajinayı çevreleyen pelvik taban kaslarının vajinal açılmanın engellenmesine sebep olan spazmı” olarak tanımlanmıştır ve penis girişinin imkânsız ya da ağrılı olduğu belirtilmiştir. En son olarak “psikolojik etmenlerden kaynaklanan vajinismus” da listelenmiş ancak tanımlanmamıştır.
Uluslararası Ağrı – Ağrı Sınıflandırma Çalışmaları Birliği; vajinismusu boyutsal ağrı bozukluklarına dahil etmektedir. Herhangi bir tanı koydurucu kriter belirtilmemiş ve vajinismus basitçe “vajinismus ağrısı ya da disparoni” olarak “mesane, rahim, yumurtalık ve adneks hastalıkları” içinde listelenmiştir.
Reissing ve Binik yukarıda anlatılan her bir sınıflandırmanın tartışma yarattığını ve inceledikleri yayınlanmış çalışmaların birçoğunun, vajinismusun geçerliliğini, tanının güvenilirliğini araştırmadığınıbelirtmişlerdir.
Cinsel Sağlık Enstitüsü’ne göre; vajinismusun sınıflandırmasında ve tanısını koymada aşağıdaki hususların incelenmesi gerekmektedir:
-Kültürel kodlar,   
-Vajinal kas spazmının rolü,
-Cinsel ilişkiyi engelleme seviyesi,
-Ağrının ve acının rolü ve    
-Bir cinsel işlev bozukluğu olarak sınıflandırılması









Tedavide Önemli Noktalar

Vajinismus Tedavisinde Önemli Noktalar Vajinismus Tedavisinde Önemli Noktalar

Vajinismus tedavisini uygulayacak kişinin vajinismus konusunda kesinlikle eğitimli ve deneyimli olması...

Devam
Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Vajinismusta risk faktörleri nelerdir?

Vajinismusta risk faktörleri nelerdir? Vajinismusta risk faktörleri nelerdir?

Vajinismus hangi durumlarda görülür?’ ‘Kimler vajinismus olur? ‘Vajinismus için risk altındaki...

Devam
Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com

Evet, Vajinismusun Tedavisi Vardır

Evet, Vajinismusun Tedavisi Vardır Evet, Vajinismusun Tedavisi Vardır

Vajinismus dermansız dert değildir, %100 tedavisi olan bir zihinsel durumdur. Genellikle yıllarca...

Devam
Joomla Templates and Joomla Extensions by ZooTemplate.Com